fantastik edebiyat okurken neden sıkılıyorum diye düşündüm. sonuçta hayal etmek, hayal ettiğin şeylerin geniş olması ve "fantastik" olan şeyin zaten geniş bir hayal gücünün ürünü olması gerçeği var. fakat başkasının düşündüğü, hayal ettiği şey bana dar geliyor, "burada hazır hayal edilmişi var, al oku" demek gibi.
birkaç yıl önce, çok fazla kurgusal metin yazdığım bir dönem olmuştu, kitap okuyamamıştım. başkasının yazdığı ürünü, kısa bile olsa, okuduğum anda ondan etkilenip, ister istemez o yönde yazıyordum. özgün gelmiyordu bu bana. yaratım önemlidir benim için. başkasında gördüğün şeyi yeniden yorumlamak yaratım değildir, göründüğü gibi, "yorumlamak"tır sadece.
bir roman ya da hikaye okurken, ben daha iyisini hayal ederim dedim hep, ama ben daha iyisini yazarım diyemedim. düşündüğüm şeyi anlatmakta, yazıya dökmekte hep zorlandım. kelimeler, benim hayal ettiklerimi karşılayamadı. sadece şiir için böyle bir ukalalık yapamam. şiir de yazdım bol bol, ama şiirsel düşünemedim hiç, şiirsel yazamadım da tabi ki. şiir yazanları da hep kıskandım.
yazdıklarımı sürekli paylaştığım dönemlerde, yorumlayanlar hep beğenenler oldu. olumsuz yönde eleştiren bir-iki kişi vardı. yorumların genel-geçer ve subjektif olduğunu bildiğim için bir süre sonra paylaşmamaya karar verdim. paylaşmaktan vazgeçtikten bir süre sonra da artık eskisi kadar sık ve hevesle yazmadığımı gördüm. zamanla giderek azaldı ve artık yazmıyorum. hayal ettiklerim yakın çevremin ve benim beynimde yakın hafızaya alınıyor ve zaman sonra çöplüğe atılıyor.
"gizem, senin müthiş bir hayal gücün var", "teşekkür ederim". bu diyaloğu milyon kez yaptığım günlere geri dönmek.
