28 Mart 2010 Pazar

"bir haber, son defa, cereyanda kaldım."


burnum çilekli yoğurt, yeni yıkanmış çarşaf, asetat, contractubex isimli jelin sevdiğim kokusunu alamıyorken, otobüste yanıma oturan kızın ter kokusunu ve idrarımdaki antibiyotik kokusunu alıyor.


contractubex dedim de aklıma geldi. benim dizimde bir yara izi var, o yara çözülsün diye kullanıyorum o jeli. dün gece rüyamda diğer dizim de yırtılmıştı. babam diğer dizim de yara olmasın diye bildiğin iğne iplikle dikiyordu dizimi. canım yanmıyordu ama iğne ipliği görünce tansiyonum düşüyordu. tam o sırada "artık buna ihtiyacımız kalmadı" diyerek contactubex'imi çöpe atıyordu. yerimden kalkacak halim olmadığı için kurtaramadım jelimi. o giderse ne yaparım diye düşünüyorum şimdi. contractubex'im giderse kendimi asarım. net.

21 Mart 2010 Pazar

reproductive, endocrine, urology.

evde yemek yok. salon batmış durumda, heryerde yemek artığı dolu poşetler var. yarın sınav var. yemek sipariş edicem. ne sipariş edicem? öf. yarın sınav var. sınav.

17 Mart 2010 Çarşamba

seviyorum. sevmiyorum.


diş etlerimi kanatarak dişlerimi fırçalıyorum. lavaboya tükürdüğümde macunla birlikte kanın bıraktığı görüntüyü seviyorum.
hasta olduğumda burnumu kanatana kadar sümkürürüm. onun da lavaboda bıraktığı görüntüyü seviyorum.
aynı şeyi adet kanaması için söyleyemem. onun herhangibir yerde bıraktığı görüntüyü sevmiyorum.

15 Mart 2010 Pazartesi

kolay gelse hepimize.




bazen derimden belli olan damarlarımın üzerini mavi kalemle çiziyorum. bakın benim de küçük borucuklarım var ve içinden kan geçiyor anlamında. şaka şaka. bir anlamı yok. ama şimdi şuna dikkat çekicem:

etrafındaki hiçbir şeyi beğenmeyip, ben daha iyisini yaparım diyen, ama bırak daha iyisini yapmayı, hiçbir şey yapmayan bir sürü insan var. ve o bir sürü insanı dikkate alan, önemseyen başka bir sürü insan. uzaktan bakıldığında ağzından dışkılayan yaratıklar ve o dışkıları yiyen parazitler.

ya da "o konuşsun, dediklerini ciddiye almıyorum sadece evet diyorum"cular. harekete geçin. insanlara hadlerini bildirin. bana haddimi bildirin. hadi bakalım.

10 Mart 2010 Çarşamba

birşeyler oluyor.




geçen yıl bu zamanlar çok moralimi bozan bir haber almıştım. bir yıl geçti. bazı şeyler iyi yönde değişiyor. çok yavaş değişiyor ama. üstelik sonra kötü mü olacak yine bilmiyorum. ve iki gündür sırtım ağrıyor. dün gözlerimdeki damarlanma arttı. sonra gözüm kanadı. bugün derste tansiyonum düştü. eve geldiğimde tüm vücudum titriyordu. kustum. bu garip bir şekilde hoşuma gitti. birşeyler oluyor.

9 Mart 2010 Salı

birtakım.



dizimde bir yara var. geçen yıl mart ayında olmuştu. adı scatris. babam o yarayı gördüğünden beri aldırmakta ısrar ediyor. ve onun yüzünden scatris'i sevmemeye başladım. kompleks haline getirdim.konu bu değil.

etrafımda zeki, başarılı, zengin ama aşağılık kompleksi olan bir sürü insan var. konu o. o insanlar da benim için böyle düşünüyor. yani biz birbirimizin kompleksli olduğunu düşünüyoruz hep. bu yüzden de iyi geçiniyoruz.