8 Kasım 2009 Pazar

viva la?


-"insan neyle yaşar" sorusundan yola çıkan bienaldeki en ses getiren eserin içi boşaltılmış ekmek dilimi olması bayağı manidar.

-sanat hem toplumsal hem kişisel olabiliyorsa iyi sanattır bence. toplumsal tepkiler getiren duygular da kişiseldir ayrıca. bir tahta atın tek başına toplumsal bir harekette bulunduğunu ve simge haline geldiğini gördünüz mü. onu biz çocukluğumuzla özdeşleştirip özlem duygumuzla ikon haline getirdik. ayrıca benim küçükken bir tahta atım olmadı.sanatın iyisi kötüsü vardır bence, abartılısı vardır, çarpıcısı vardır. bir de bunun yanında sanatı beğeniyle ilişkilendirip onu göreceli kabul edenler vardır.bunları karıştırmak çok yanlış olur.kafa karışıklığıyla bu cümleleri yazmak kadar yanlış olur.

-graffiti anarşik birşey. anarşinin grafiklerle yapılması hiç yanlış değil bence. laf salatalarıyla, para ya da fiziksel şiddetle,silahla insanları sömürmüyor.insanları beyinlerini kullanmaya sevkediyor.ayrıca size dayatılmıyor, sokağınızda görüyorsunuz ve üzerine siz düşünüyorsunuz.yanlış buluyorsanız yolunuza devam ediyorsunuz, doğru buluyorsunuz birkaç saniye bakakalıyorsunuz.çok da yeraltı bir hali var.kim yaptı bilmiyorsun ama seninle aynı fikirde olan biri var biliyorsun.hoşuna gidiyor.içten içe bir farkındalık uyandırıyor insanda,fareli köyün kavalcısı gibi.

-saray soytarısı kralı eleştiriyor ve bütün saray ona gülüyor.bir çeşit muhalefet.artık tamamen uygar bir toplumuz, adil bir şekilde yargılanıyoruz, toplum okur yazar diye düşünürken muhalefet partilerinin yapamadığı kalemiyle, çizgisiyle yapan adamlar yargılanıyor, suçlu bulunuyor, ifade kanallarına yasaklar geliyor, sağı eleştirdiğinde solcu, solu eleştirdiğinde sağcı, geriyi eleştirdiğinde sahte aydın oluyorsun. aileler kızlarına sahip çıkmadığı için bazı psikopat çocuklar katil oluyor, kadın parayla hizmete zorlanıyor, taraflı medya "duvarlarınızı yıkın" reklamları yapıyor ve bunu yaparken başka duvarlar örüyor.şimdi sana çok seviyesiz birşey söyleyeceğim spak: "aklını kullan aklını"